Lenfoma (Hodgkin – Non-Hodgkin)

Lenfoma Nedir?
Lenfoma, bağışıklık sistemimizin temel hücreleri olan lenfositlerin kontrolsüz çoğalmasıyla gelişen bir lenf bezi kanseridir.
Lenfositler normalde bizi enfeksiyonlardan korur; ancak bazı genetik değişiklikler sonucunda bu hücreler normalden fazla bölünür, lenf bezlerinde birikerek kitle oluşturur ve zamanla vücudun diğer bölgelerine yayılabilir.
Lenfomalar genel olarak iki ana gruba ayrılır:
Hodgkin Lenfoma ve Non-Hodgkin Lenfoma.
Her iki grup da farklı yaşlarda, farklı belirtilerle karşımıza çıkabilir, ancak günümüzde erken tanı ve modern tedavi yöntemleriyle yüksek oranda tedavi edilebilir hastalıklardır.
 
Hodgkin Lenfoma Nedir?
Hodgkin Lenfoma, lenf dokusundaki anormal B lenfositlerinden kaynaklanan bir lenfoma türüdür.
Mikroskop altında tipik olarak Reed–Sternberg hücresi adı verilen büyük, iki çekirdekli tümör hücreleri görülür.
Bu hücreler hastalığın en ayırt edici bulgusudur.
Hodgkin Lenfoma genellikle genç erişkinlerde (15–35 yaş arası) görülür. Çocukluk çağında da, özellikle ergenlik dönemine yaklaşan yaşlarda karşımıza çıkabilir.
Belirtiler
Hastalar genellikle aşağıdaki yakınmalarla başvururlar:
  • Boyun, koltuk altı veya kasıkta ağrısız şişlik (büyümüş lenf nodu)
  • Ateş, özellikle geceleri yükselen
  • Gece terlemesi
  • İstenmeyen kilo kaybı
  • Halsizlik ve iştahsızlık
  • Kaşıntı (bazı olgularda tüm vücutta olabilir)
Bu üçlü belirti (ateş, terleme, kilo kaybı) “B semptomları” olarak adlandırılır ve hastalığın evrelemesinde önem taşır.
Bazı hastalarda göğüs bölgesinde (mediasten) lenf bezlerinin büyümesine bağlı olarak nefes darlığı, öksürük veya göğüs ağrısı da olabilir.
Hastalık bazen çok hızlı ilerleyici olup günler içerisinde tanı alsa da çoğu zaman haftalar aylar içerisinde tanı alır.
 
Tanı Nasıl Konulur?
Kesin tanı, büyümüş lenf bezinden yapılan biyopsi ile konulur.
Kan testleri ile tam kan sayımı, karaciğer, böbrek fonksiyonları ve hastalık aktivitesi (LDH, Sedimentasyon) değerlendirilir. Hastalığa neden olabilecek bağışıklık sistemi ve enfeksiyon hastalıkları araştırılır. Gerekli durumlarda genetik testler yapılır.
İlk araştırmalar için daha çok ultrason yapılır. Tanı konulduktan sonra hastalık evresini belirlemek için PET-BT görüntüleme yapılır. Kemik iliği tutulumu değerlendirmek için kemik iliği biyopsisi yapılması gerekebilir.

 

Evreleme
Hodgkin Lenfoma, klasik olarak Ann Arbor Evreleme Sistemi ile sınıflandırılır:
  1. Evre I: Tek bir lenf nodu bölgesi tutulmuştur.
  2. Evre II: Diyaframın (göğüs karın arasındaki kas) aynı tarafında iki veya daha fazla lenf nodu bölgesi tutulmuştur.
  3. Evre III: Diyaframın her iki tarafında lenf nodu tutulumu vardır.
  4. Evre IV: Lenf nodu dışı organ tutulumları (karaciğer, kemik iliği gibi) mevcuttur.
Evreye ek olarak “A” veya “B” harfleri eklenir.
Eğer ateş, gece terlemesi veya kilo kaybı varsa “B”, yoksa “A” olarak belirtilir.
Hastalığın evrelemesi tedavi yoğunluğunu belirlemek için önemlidir.
Tedavi Nasıl Yapılır?
Hodgkin Lenfoma, günümüzde tedavi edilebilir kanserler arasında yer alır.
Tedavi hastanın yaşı, evresi ve risk gruplarına göre belirlenir.
Tedavi genellikle kemoterapi ve radyoterapi kombinasyonuyla yapılır:
  • Kemoterapi:
    En sık kullanılan protokol ABVD (Adriamisin, Bleomisin, Vinblastin, Dacarbazin) rejimidir. Yine EURONET protokolü OEPA, COPDAC-28 rejimleri kullanılmaktadır.
  • Radyoterapi:
    Hastalığın evresine, tanı anında bulky kitle (büyük kitle) varlığına göre kemoterapi sonrasında radyoterapi uygulanır.
  • Dirençli veya nüks eden (tekrarlayan) hastalıkta:
    • Yüksek doz kemoterapi ve otolog kök hücre nakli (hastanın kendi kök hücreleri ile) uygulanabilir.
    • Bazı hastalarda brentuksimab vedotin veya PD-1 inhibitörleri (nivolumab, pembrolizumab) gibi yeni hedefe yönelik tedaviler kullanılmaktadır.
Tedavi Süreci ve Takip
Tedavi süresince hasta yakın takip edilir.
Kemoterapi öncesi ve sonrası kan değerleri, organ fonksiyonları ve enfeksiyon riski değerlendirilir.
2 kür kemoterapi sonrasında PET-BT taraması ile yanıt değerlendirmesi yapılır.
Tedavi bitiminden sonra da belli aralıklarla kontrol muayeneleri ve görüntülemeler sürdürülür.
Prognoz (Hastalığın Seyri)
Hodgkin Lenfoma’da sağkalım oranı oldukça yüksektir.
Erken evrelerde tedavi başarısı %90’ın üzerindedir.
İleri evrelerde bile uygun tedaviyle uzun dönem sağkalım mümkündür.
Tedavi sonrası uzun vadede ikinci kanser riski, tiroid fonksiyon bozukluğu veya akciğer/kalp etkilenimi gibi durumlar görülebileceği için uzun dönem takip önemlidir.
 
 
 
 
Non-Hodgkin Lenfoma (NHL)
Non-Hodgkin Lenfoma Nedir?
Non-Hodgkin Lenfomalar, lenfositlerin farklı evrelerde olgunlaşma sürecinde meydana gelen genetik değişiklikler sonucu gelişir.
Yani, her NHL tipi aslında lenfositlerin farklı gelişim aşamalarında ortaya çıkan bir alt grubu temsil eder.
NHL’ler çok geniş bir hastalık yelpazesini kapsar:
  • Bazı türler yavaş seyirli (indolent),
  • Bazıları ise hızlı ilerleyen (agresif) özellik gösterir.
Çocukluk çağında görülen lenfomalar genellikle agresif tiptedir ve bu nedenle hızlı tanı ve tedavi gerektirir.
Non-Hodgkin Lenfoma Türleri (Sınıflandırma)
NHL, köken aldığı lenfosit tipine göre sınıflandırılır:
  1. B Hücreli Lenfomalar:
    En sık görülen gruptur.
    • Burkitt Lenfoma: En hızlı çoğalan tümörlerden biridir. Çocuklarda sık görülür. Genellikle karın içinde (özellikle bağırsak çevresinde) büyük kitlelerle başlar.
    • Diffüz Büyük B Hücreli Lenfoma (DLBCL): Hem çocuk hem erişkinlerde görülebilir; genellikle lenf nodu veya karın içi kitle şeklinde ortaya çıkar.
    • Primer Mediastinal Büyük B Hücreli Lenfoma: Göğüs boşluğunda, timus kökenli bir lenfomadır.
  2. T Hücreli Lenfomalar:
    • Lenfoblastik Lenfoma: Akut lenfoblastik lösemiye benzer; hızlı seyirlidir.
    • Anaplastik Büyük Hücreli Lenfoma (ALCL): Deri, kemik veya yumuşak dokuda kitle şeklinde görülebilir.
Her alt tipin klinik gidişi, tedavi yanıtı ve prognozu farklıdır.
Belirtiler
Non-Hodgkin Lenfoma’da belirtiler, hastalığın tutulduğu bölgeye göre değişebilir.
En sık görülen belirtiler:
  • Boyun, koltuk altı veya kasıkta ağrısız şişlik (lenf nodu büyümesi)
  • Karın ağrısı veya şişlik (özellikle Burkitt lenfomada)
  • Nefes darlığı veya öksürük (göğüs içinde kitle varsa)
  • Ateş, gece terlemesi, kilo kaybı (B semptomları)
  • İştahsızlık, halsizlik
  • Bazı vakalarda nörolojik bulgular, eğer beyin zarlarına yayılım olmuşsa
Çocuk hastalarda sıklıkla karında ani büyüyen kitle, karın ağrısı veya kusma gibi bulgularla başvuru olur. Lenf nodu istasyonlarında büyük şişlikler görülebilir.
Bu nedenle akut batın (apandisit vb.) ön tanısıyla başvurup, görüntüleme sonrası lenfoma tanısı alan olgular sık görülür.
Tanı Nasıl Konur?
Kesin tanı için biyopsi şarttır.
Büyümüş lenf nodu, kitle veya kemik iliği dokusundan örnek alınır.
Mikroskop altında yapılan incelemede, lenfoma hücrelerinin tipi ve kökeni belirlenir.
Tanıda kullanılan başlıca yöntemler:
  • Histopatolojik inceleme:
    Dokuda kanserli lenfositlerin görünümü incelenir.
  • İmmünohistokimyasal boyamalar:
    Hücre yüzey belirteçlerine bakılarak B veya T hücre kökeni belirlenir.
  • Flow sitometri:
    Hücrelerin yüzey molekülleri analiz edilerek alt tip netleştirilir.
  • Moleküler testler ve sitogenetik incelemeler, hem tanı hem tedavide yol göstericidir.

     

     

Ek olarak hastalığın yayılımını ve evresini belirlemek için:
  • Kan testleri: Kan sayımı, LDH, Sedimentasyon, ürik asit, karaciğer-böbrek fonksiyonları.
  • PET-BT: Hastalık yaygınlığı değerlendirilerek evreleme yapılır.
  • Kemik iliği biyopsisi: Hastalık iliğe yayılmış mı değerlendirilir.
  • BOS incelemesi: Beyin zarlarına yayılım şüphesi varsa yapılır.
Evreleme
Evreleme, hastalığın hangi bölgelerde yerleştiğini ve lenf nodu dışı tutulum olup olmadığını gösterir.
Çocukluk çağı lenfomalarında St. Jude (Murphy) Evreleme Sistemi sık kullanılır:
  1. Evre I: Tek bir bölge veya tek bir lenf nodu tutulumu.
  2. Evre II: Diyaframın aynı tarafında iki veya daha fazla bölge tutulumu.
  3. Evre III: Diyaframın her iki tarafında tutulum.
  4. Evre IV: Kemik iliği, beyin omurilik sıvısı veya diğer organlara yayılım.
Evreleme tedavi planlamasında kritik öneme sahiptir.
Tedavi Nasıl Yapılır?
Non-Hodgkin Lenfomalar genellikle kemoterapiyle tedavi edilir.
Radyoterapi, sadece belirli lokal tutulumlarda veya kalıntı kitle durumlarında eklenebilir.
Tedavi planı lenfoma tipine göre değişir:
1. Burkitt Lenfoma:
  • Hızla çoğalan bir tümör olduğu için tedaviye acilen başlanır.
  • Çoklu ilaç kombinasyonları içeren yoğun kemoterapi protokolleri uygulanır.
  • Başlangıçta tümör yıkımına bağlı tümör lizis sendromu riski olduğundan yakın takip gerekir.
2. Diffüz Büyük B Hücreli Lenfoma (DLBCL):
  • R-CHOP (Rituksimab, Siklofosfamid, Doksorubisin, Vinkristin, Prednizon) protokolü sıklıkla kullanılır.
  • Çocuklarda yaşa göre modifiye edilmiş BFM tabanlı şemalar tercih edilir.
3. Lenfoblastik Lenfoma:
  • Tedavisi akut lenfoblastik lösemi (ALL) tedavisine benzerdir.
  • Uzun süren indüksiyon, konsolidasyon ve idame dönemleri içerir.
4. Anaplastik Büyük Hücreli Lenfoma (ALCL):
  • ALK pozitif veya ALK negatif alt tiplerine göre plan yapılır.
  • ALK inhibitörleri veya hedefe yönelik tedaviler (örneğin brentuksimab vedotin) seçilmiş olgularda kullanılabilir.
Tedaviye Ek Destek ve İzlem
Tedavi süresince:
  • Enfeksiyon riski yüksek olduğu için dikkatli koruma gerekir.
  • Kan değerleri sık aralıklarla takip edilir.
  • Gerekirse destek tedavileri (kan transfüzyonu, antibiyotik, beslenme desteği) uygulanır.
Bazı agresif NHL tiplerinde veya nüks vakalarda yüksek doz kemoterapi ve kök hücre nakli gündeme gelebilir.
Prognoz (Hastalığın Seyri)
Non-Hodgkin Lenfoma’da prognoz; alt tipe, evreye ve tedaviye yanıt hızına bağlıdır.
  • Burkitt lenfoma gibi hızlı büyüyen tiplerde erken tanı ve uygun tedaviyle iyileşme oranı %85–90’a kadar çıkabilir.
  • Lenfoblastik veya anaplastik lenfomalarda da uygun protokollerle yüksek başarı elde edilir.
  • Tedaviye geç yanıt veya yaygın hastalık durumlarında daha dikkatli takip gerekir.
Erken tanı, doğru sınıflama ve multidisipliner yaklaşım (hematoloji, onkoloji, radyoloji, patoloji ekipleri birlikte) başarıyı belirleyen en önemli faktörlerdir.
Uzun Dönem Takip
Tedavi tamamlandıktan sonra hastalar, düzenli aralıklarla kontrole çağrılır.
Amaç hem hastalığın nüks etmediğinden emin olmak hem de tedaviye bağlı olası geç etkileri izlemektir.
Uzun dönem izlemlerde:
  • Kalp, akciğer ve böbrek fonksiyonları
  • İkincil kanser riski
  • Büyüme-gelişme ve hormonal durum
  • Psikososyal destek ihtiyaçları değerlendirilmektedir.
 
Not: Bu metin bilgilendirme amaçlıdır. “Hastalık yoktur, hasta vardır” düsturunca her hastanın kendine özel durumları ve tedavi başarısını etkileyen durumları mevcuttur. Sağ kalım oranları, çalışmalarda verilen 5 yıllık genel sağ kalım oranlarıdır. Bazen iyi huylu bir tümör kötü seyredebilir ve malign bir tümör başarı ile tedavi edilebilir. Doktorunuz en iyi sonucu alacak şekilde tedavinizi planlayacaktır