Çocuk Kanser Savaşçıları Nasıl Beslenmeli?
Beslenme sağlığımızın en önemli temel taşlarından birini oluşturur. Sağlıklı beslenme, hem günlük ihtiyacımız olan makrobesinleri (protein, yağ, karbonhidrat) hem de mikrobesin öğelerini (vitamin ve mineraller) içermelidir. Aynı zamanda vücudumuza/hücrelerimize zarar verme potansiyeli içeren besinleri de içermemelidir.
Çocukluk çağı kanserlerinde malnütrisyon (yetersiz beslenme) oldukça yaygın bir sorundur ve pediatrik kanser hastalarında görülme oranı %20 ile %80 arasında değişmektedir. Kanser hastalarında malnütrisyon, hem erişkinlerde hem de çocuklarda %10–20 oranında ölümle ilişkilidir. Malnütrisyon geliştiğinde kemoterapiye bağlı toksisite artmakta, nötropeni süresi uzamakta ve enfeksiyon riski belirgin şekilde yükselmektedir. Bununla birlikte tedavi toleransı azalmakta ve hastaların genel sağkalımı (OS) ile olaysız sağkalımı (EFS) olumsuz yönde etkilenmektedir.
Kanser hastalarının, hastalığa bağlı ve uygulanan kemoterapi, immünoterapi, radyoterapi tedavilerine bağlı olarak bağışıklık sistemleri zayıf olabilmektedir. Ve enfeksiyonlara yatkınlık göstermektedirler. Bu enfeksiyonlar sıklıkla mukozal hasar ilişkili olabilmekte ve sıklıkla ağız yaraları, karın ağrıları, mide şikayetleri, iştahsızlık şikayetleri eşlik edebilmektedir. Hastalarımız da yemek yemek istemeyebilmekteler. Halbuki hastalarımızın çeşitli ve sağlıklı beslenmesi çok büyük önem arz etmekte.
Kanser hastalarının beslenmesi çok çok çok önemlidir. Beslenme, tedavi başarısını ve hastalığın seyrini (hastalık prognozunu) etkileyen önemli bir destek tedavidir.
Normal poliklinik/servis rutinimizde beslenme konusunda çok ayrıntılı konuşmaya vaktimiz olmayabiliyor. Biraz uzunca bir yazı oldu ama buraya sizler için derlediğim önemli bilgileri koymak istedim. Geniş vakitte, belki yazıyı bölerek, tamamını okumanızı öneririm.
Hastalarımızın beslenmesini destekleyecek bazı öneriler;
Rol model olun. Çocuğunuza iyi beslenme ve yaşam tarzı alışkanlıkları öğretmenin en iyi yollarından biri bunları kendiniz uygulamanızdır. Çocuğunuz sizi bol miktarda sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller, sağlıklı yağlar ve proteinler yerken görmelidir. Ve aşağıda bahsedeceğimiz ultra işlenmiş besinleri yemediğinizi görmelidir.
Çocuğunuz tedavi görürken, siz de iyi beslenerek kendinize iyi bakın.
Çocuğunuzu yemek hazırlama sürecine dahil edin. Yaşına uygun şekilde alışverişe, yemek hazırlamaya ve planlamaya katılmasını sağlayın. Örneğin küçük çocukların sebze seçmesine, büyük çocukların yemek karıştırmasına izin verin. Bu sayede çocuk önemli yaşam becerileri kazanır ve besine karşı ilgisi artar.
Ailece yemek yiyin. Birlikte yemek yiyin. Yemek planlarken herkesin seveceği seçenekler hazırlamaya çalışın. Ancak sadece çocuk için ayrı yemek yapma alışkanlığına düşmeyin. (Tedavi nedeniyle özel diyet gerekiyorsa istisna olabilir.)
Renkli tabaklar oluşturun. Çocuklar genelde karbonhidrat ağırlıklı gıdalara yönelirler. Ancak bu sağlıksız olabilmektedir. Her besin grubundan, renkli tabaklar oluşturmak, çeşitlilik sağlamak çok önemlidir.
Besinlerin içeriği nasıl olmalı? Genel olarak rehberlerde önerilen; Günlük gerekli enerjinin; Protein: %15–20 (1.5–2 g/kg/gün); Karbonhidrat: %45–55 , Yağ: %25–35 sağlayacak şekilde olmalıdır. Bununla birlikte besinlerin içeriği çok önemlidir.
Burada önerilen karbonhidratlar; sağlıklı ve doğal besinlerde bulunan karbonhidratlardır. Basit şekerler, hazır/işlenmiş şekerler ve rafine unlu gıdalar bu kapsamda değildir. Bu konu doğru anlaşılmalı ve uygulanmalı. Meyve ve sebzeler karbonhidrat içerir; sebzeler daha çok kompleks karbonhidrat, meyveler ise doğal şeker içerirler. Ayrıca lif, vitamin, mineral ve antioksidan açısından zengindirler. Sebze yemekleri, salatalar, meyveler burada alınması gereken karbonhidrat kaynaklarıdır. Ekmek tam buğdaydan tercih edilmesi daha uygun olur. Makarna, erişte gibi veya aşağıda bahsedeceğimiz basit şekerli gıdalar yenilmemeli. Lif alımı ile bağırsak mikrobiyatası desteklenecek, kabızlık ve mukozal yaralar üzerinde önleyici ve tedavi edici etki sağlanacaktır.
Yağ konusunda, sağlıklı yağlar kullanılmalı. Burada en doğrusu günlük kullanımda zeytinyağı kullanılması. Balıklardan sağlıklı omega-3 alınmalı. Tereyağı kullanılabilir. Ayçiçek yağı omega-6 içermekte, özellikle günlük rutin olarak kullanıldığında veya aşırı kullanıldığında inflamatuar (iltihabı artırıcı) etkisi olabilmekte. Trans yağlar (yağın yapısı değiştirilerek daha dayanıklı hale getirilmesi), margarinler; bir çok fabrikasyon ürünü pohaça, bisküviler,kek, hazır tatlılar, hazır atıştırmalıklar ve daha bir çok besin grubunda kullanılmaktadır. Trans yağ içeren, margarin içeren besinlerden kaçınılmalı. Pişirme tekniği de önemli, örneğin patates kızartması ayçiçek yağı ile yapıldığında ve hastamız da porsiyon ayarını fazla kaçırırsa karın ağrısı gelişebilir.
Proteinler konusunda, sağlıklı etler yenmeli. Dana, kuzu, balık ve mümkünse köy tavuğu tercih edilebilir. Ayrıca her öğünde ya da her gün et olması gerekmez. Baklagiller de çok önemli ve değerli besin grubudur. Kompleks karbonhidrat, protein ve lif kaynağıdır. Yemeklerde tercih edilmelidir.
Normal beslenemeyen, ya da yetersiz beslenen çocuklar, tanı sırasında ciddi malnutrisyon geliştirmiş hastalar, ya da yetersiz beslenme riski çok yüksek olan yüksek riskli kanser hastaları, hastalığa bağlı komplikasyonları olan ve beslenemeyen hastalar; doktorlarınız sizleri takip ederek enteral beslenme ürünleri (mama destekleri) verebilirler. Hatta bazı durumlarda ağızdan mama dahi alınamayan durumlarda damar yolu ile beslenme sağlanabilir.
Çocuğun beslenmesi ne içermemeli:
NOVA-4 olarak sınıflandırılan “ULTRA IŞLENMIŞ GIDALAR” günlük beslenmemizde yer almaması çok iyi olur. Bu sınıflandırma 2009 yılında Brezilya’daki University of São Paulo Halk Sağlığı Grubu tarafından bir tez olarak geliştirilmiş ve yıllar içerisinde akademik camiada kabul görmüştür. NOVA-4 besinler, endüstriyel olarak üretilen, ev mutfağında bulunmayan çok sayıda katkı maddesi içeren ve doğal gıdanın yapısını büyük ölçüde kaybettiği ultra-işlenmiş gıdalardır. Paketli atıştırmalıklar, cipsler, bisküviler, şekerli içecekler (markadan bağımsız içeriğinde şeker ve koruyucu bulunan bütün gazlı ve gazsız içecekler), hazır kekler, işlenmiş et ürünleri (sosis, salam), hazır soslar, hazır dondurulmuş yiyecekler ve daha bir çok endüstriyel gıda ürünleri bu gruba girer. Bu besinler genellikle raf ömrünü uzatmak ve tat–koku–doku oluşturmak için emülgatörler, stabilizatörler, aroma vericiler, renklendiriciler ve rafine şekerler içerir. Biyolojik olarak, NOVA-4 besinler hızlı glukoz ve insülin yükselmesine yol açarak metabolik ve inflamatuar yolları etkileyebilir, kronik düşük dereceli inflamasyonu artırır, bağırsak mikrobiyotasını bozarak bağışıklık regülasyonunu zayıflatır ve epigenetik düzenleyici mekanizmalar üzerinde olumsuz etki oluşturabilirler. Ayrıca içerdikleri yüksek enerji nedeni ile doygunluk hissi ve yüksek kalori alımına neden olurlar ancak yeterli vitamin ve mineral içermedikleri içinde aslında mikrobesin açısından yetersizdirler. Bazende bazı vitaminleri yüksek düzeyde içerebilirler.
Bir diğer konu işlenmiş şeker içeren gıdalar ve basit unlu gıdalarda azaltılmalı. Tam buğday içeren ürünler tercih edilebilir. Aslında yukarıdaki NOVA-4 besinler içerisinde de bu konuya değinildi.
Burada tam sıfırlamak belki mümkün olmayabilir, bu gıda türevleri hijyen açısından güvenli de olabilirler. Ancak genel olarak uzun dönem kullanılması ile vücutta inflamasyonu (yani iltihaplaşmayı) uyarabilmektedirler. Trans yağlar içerebilmektedirler. Bu nedenle diyetten çıkarılmaları ve mümkün olan en en en az seviyeye indirilmeleri uygun olur.
Vitamin takviyeleri konusu, bu konu sıklıkla sorulmaktadır. Ve vitamin ve mineraller sağlığımız için çok önemli mikrobesin öğeleridir. Kanser hastaları da standart alınması gereken günlük vitaminlerini yemekleri ile alabilmelidir. Kanser hastalarının beslenmesi bozulduğunda genel besin alımı bozulacağı için bu gibi durumlarda vitamin düzeyleri de düşük kalabilmektedir. Ancak şu unutulmamalı, vitaminler besinler ile alındığında aynı zamanda o vitaminin emilimini, sindirilmesini sağlayan diğer vitaminler ile kombine halinde hazırdır. Örneğin bir elma; fruktoz, glukoz, sakkaroz, lif, C vitamini, B grubu vitaminler, bazı mineraller ve antioksidanlar içermektedir. Ve bunlar dengeli bir şekilde bulunmaktadır. Eğer meyve yenmeyip C vitamini ya da B vitamini grubu takviyesi alınırsa elmadaki diğer yararlı etkilerden faydalanılamaz. Ayrıca eğer yüksek dozda vitamin alınırsa hücre içerisinde beklenmedik etkiler oluşturabilmektedir. Kemoterapinin etkisini olumsuz da etkileyebilir. Bu nedenle ihtiyaç durumunda doktorunuzun bilgisi ile seçici kullanılabilir.
Omega-3 (balık yağı) için, rehberlerde -özellikle erişkin hastalar için ESPEN rehberinde- öneri mevcut, çocuk hastalar için de omega-3 desteği verilmesi uygun olmaktadır. Yukarıda bahsettiğimiz sağlıklı yağ olarak düşünülebilir.
D vitamini optimal düzeyde tutulmalıdır. Alt sınır 30 ng/mL olsa da, bağışıklık sistemini, kemik sağlığını destekleyen önemli bir vitamin. Ben hastalarımda 50 civarında tutmaya çalışmaktayım.
Diğer multivitamin içeren ürünler kullanılabilir mi? Vücutta birikim yapmayacak şekilde, yüksek doz olmayacak şekilde hafta içerisinde günlere dağıtılarak 1-2-3 gün kullanılabilinir. Ancak bu da hastaya göre ayarlanmalı, hastanın beslenmesi değerlendirilerek planlama yapılmalıdır. Önemli olan günlük önerilen ve alınması gereken vitaminlerin besinler ile alınmasıdır. İyi, dengeli, çeşitli beslenen bir hastada vitamin takviyesine ihtiyaç yoktur. Eğer besinler ile alınamıyorsa; vitamin takviyelerinden aralıklı kullanılarak, günlük ihtiyacı karşılayacak şekilde istifade edilebilir.
Önemli olan çeşitli rengarenk meyve ve sebzelerden bu vitaminlerin alınmasıdır.
Kuruyemişler (ceviz, badem, fındık, yer fıstığı, kabak çekirdeği .. ) çok önemli sağlıklı yağ, lif, mineral içeren besin öğeleridirler. Çiğ hallerinin tercih edilmesini önermeyi çok isteriz, ancak ceviz gibi içerisinde mantar, küf vb. görülemeyecek mikroorganizmalara açık bir durum mevcuttur. Özellikle nötropenik dönemlerde risk oluşturabilir. Bu nedenle fırınlanmış ya da hafif kavrulmuş şekilde hazırlanabilir. Fazla kavrulması da içerdiği sağlıklı yağların bozulmasına neden olabilmektedir. Küçük çocuklarda boğulma riskine karşı öğütülmüş ya da püre olarak hazırlanabilinir. Taze halleri çiğ olarak da yenebilir. Burada önemli olan temiz olması. Porsiyon da çok önemli. Fazla miktarda alınmamalı.
Aslında yukarıdaki tüm besin grupları için porsiyon çok önemli. Serbest diye veya bir şeyi çok seviyor diye hiç bir besin grubu fazla alınmamalı. Meyve serbest ama besleyici kabul edilerek 15 yaş bir adolesan için bir öğünde 2 portakal, 2 elma, 2 muz, 2 kivi , 1 bağ üzüm gibi yüksek miktarda şeker içeren öğün yenilmemeli. Bir öğünde 1 elma 1 kivi yenilebilir. Yanında veya başka bir ara öğünde 1 avuç badem ya da fındık gibi dengeli bir ara öğün planlanabilir.
Nötropenik diyet gerekli mi, nasıl uygulanmalı?
Çok önemli bir konuya geldik.
Nötropeni bir çok kemoterapinin önemli bir yan etkisi ve kemik iliğini tutan hastalıkların önemli bir bulgusudur. Kandaki bu önemli bağışıklık hücreleri düşük olduğunda enfeksiyonlara yatkınlık olmaktadır. İşte bu nedenle 1960 lı yıllarda kemoterapi alan hastalarda nötropenik diyet uygulanmaya başlanmıştır. Nötropenik diyette genel olarak; çiğ meyve ve sebzelerden, kabuğu soyulamayan meyvelerden, çiğ kuruyemişlerden, yoğurt ve pastorize edilmemiş süt ürünlerinden, şarküteri ürünlerinden kaçınılması önerilmiştir ve bütün dünya da kanser tedavi edilen merkezlerde uygulanmıştır-uygulanmaktadır. Ancak zaten beslenmesi, iştahı bozuk olan hastaların besinleri yemesinde de problemler görülebilmektedir.
Nötropeni ilişkili enfeksiyonlar, sıklıkla kemoterapiye bağlı mukozal bariyer (ağız, bağırsak vb.) bozulmasına bağlı ya da kateter ilişkili enfeksiyonlar nedeni ile olmaktadır.
Nötropenik diyetin gerekliliğini sorgulayan ilk çalışma 1984 yılına aittir. Ve yıllar içerisinde bu konuda literatür birikmeye başlamıştır. Aslında bir çok çalışma ve değerlendirme mevcut olsa da, çocuk hastalarda 2018 yılında randomize kontrollü bir çalışma yapıldı. “Moody KM, Baker RA, Santizo RO, et al. A randomized trial of the effectiveness of the neutropenic diet versus food safety guidelines on infection rate in pediatric oncology patients. Pediatr Blood Cancer. 2018;65(1):10.1002/pbc.26711. doi:10.1002/pbc.26711” Bu çalışmada 7-17 yaş arasında toplam 150 kanser tanılı hasta çalışmaya alınmış. 73 hasta “güvenli gıda” grubunda, 77 hasta “nötropenik diyet” grubunda imiş, ve çalışma sonunda “güvenli gıda” grubunda 24 (%33) ; “nötropenik diyet” grubunda 27 (%35) hastada febril nötropeni gelişmiş. Sonuç olarak nötropenik enfeksiyon gelişim sıklığı açısından bir fark bulunmamış.
Bu konuda son yıllardaki 2 önemli derleme makaleyi de buraya bırakıyorum (yapay zeka uygulamaları tarafından çevirisini yaptırarak okuyabilirsiniz).
Gulliver T, Hewett M, Konstantopoulos P, Tran L, Mantzioris E. The neutropenic diet and its impacts on clinical, nutritional, and lifestyle outcomes for people with cancer: a scoping review. J Nutr Sci. 2024;13:e60. Published 2024 Oct 10. doi:10.1017/jns.2024.61
Sonbol MB, Jain T, Firwana B, et al. Neutropenic diets to prevent cancer infections: updated systematic review and meta-analysis. BMJ Support Palliat Care. 2019;9(4):425-433. doi:10.1136/bmjspcare-2018-001742
Bu çalışmalarda nötropenik diyet önerilmiyor ama besinlerin günlük rutinde bildiğimiz gibi hazırlanması da uygun değil. Hastamızın yiyeceği besinler “gıda güvenlik önlemleri” ne uygun şekilde hazırlanmalı.
PEKİ YUKARIDA ÇALIŞMALARDA VURGULANAN “gıda güvenlik önlemleri” “food safety guidelines” NEDİR?
Nötropenik diyet yapmayacaksak besinleri nasıl hazırlayacağız?
Bu konuda “FDA-food safety guidelines” ve WHO (Dünya Sağlık Örgütü) “Five keys to safer food manuel” rehberlerinden faydalanabiliriz. Aşağıda geniş özetlerini vereceğim, yine linklerini de paylaşıyorum, sizde orjinallerini inceleyebilirsiniz, çeviri yaptırabilirsiniz.
WHO “Five keys to safer food manuel https://www.who.int/publications/i/item/9789241594639
https://www.fda.gov/food/buy-store-serve-safe-food/safe-food-handling
Beş Adımda Daha Güvenli Gıda
Beş Adımda Daha Güvenli Gıda’nın temel mesajları: (1) temizliği koruyun; (2) çiğ ve pişmişi ayırın; (3) iyice pişirin; (4) gıdayı güvenli sıcaklıklarda saklayın; ve (5) güvenli su ve ham maddeler kullanın.
[Aşağıdaki tabloları telefondan görüntülüyorsanız, telefonunuzu yatay olarak çeviriniz]
Sorun nedir? | Ek bilgi |
Dünyada her gün insanlar yedikleri gıdalardan hastalanmaktadır. Bu hastalığa gıda kaynaklı hastalık denir ve tehlikeli mikroorganizmalar ve/veya toksik kimyasallar tarafından kaynaklanır. | Gıda Kaynaklı Hastalık: |
Mikroorganizmalar nedir? | Ek bilgi |
Mikroorganizmalar, çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük canlılardır. Üç farklı mikroorganizma türü vardır: iyiler, kötüler ve tehlikeliler. | Mikroorganizmalar o kadar küçüktür ki bir toplu iğnenin başını kaplamak için 1 milyonu gerekir. |
Mikroorganizmalar nerede yaşar? | Ek bilgi |
Mikroorganizmalar her yerde bulunur, ancak çoğunlukla şuralarda bulunur: | İnsan ve hayvan dışkısı hastalığa neden olan mikroorganizmalar içerir.Bir çay kaşığı toprak 1 milyardan fazla mikroorganizma içerir. Tüm canlıların kendileriyle ilişkili mikroorganizmaları vardır.Hayvanlar mikroorganizmaları ayaklarında, ağızlarında ve derilerinde taşırlar.Ortalama bir insan derisinin her santimetrekaresinde 100 000 bakteri bulunabilir. |
Mikroorganizmalar nasıl hareket eder? | Ek bilgi |
Mikroorganizmalar hareket etmek için birine veya bir şeye bağımlıdır. Mikroorganizmaların bir yüzeyden diğerine transferine “kontaminasyon” (bulaşma) denir.Eller, mikroorganizmaları bir yerden başka bir yere taşımanın en yaygın yollarından biridir.Mikroorganizmalar kontamine gıda ve su yoluyla yayılabilir.Evcil hayvanlar ve çiftlik hayvanları da kontaminasyon kaynağı olabilir. | Bir gıda çalışanı (yemek hazırlayan kimse) bir virüsle enfekte ise ve gıda hazırlamaya devam ederse, bazı virüsler gıda yoluyla tüketiciye geçebilir. Hepatit A ve Norovirüs bu şekilde bulaşabilen virüslere örnektir.Zoonozlar, hayvanlardan insanlara bulaşan mikroorganizmaların neden olduğu bulaşıcı hastalıklardır.Kuş gribi ve E. coli 0157 enfeksiyonları zoonozlara örnektir. Kuş gribi, enfekte bir kuşla doğrudan temas veya dışkılarıyla kontamine olmuş nesneler yoluyla insanlara bulaşabilir. |
Mikroorganizmalar nasıl çoğalır? | Ek bilgi |
Çoğu mikroorganizma çoğalarak “büyür”. Çoğalmak için mikroorganizmaların ihtiyacı vardır: | Bir bakteri sadece 15 dakikada 2’ye dönüşebilir. Bu, 6 saat içinde 1 bakterinin 16 milyondan fazla çoğalabileceği anlamına gelir. |
Gıda kaynaklı hastalığın belirtileri nelerdir? | Ek bilgi |
Her yıl milyarlarca insan bir veya daha fazla gıda kaynaklı hastalık atağı geçirir ve hastalıklarının gıdadan kaynaklandığını asla bilemez. | Bebekler, hastalar, hamile kadınlar ve yaşlılar için gıda kaynaklı hastalığın sonuçları genellikle daha şiddetlidir ve daha sık ölümle sonuçlanır. |
Hastalanırsanız ne yapmalısınız? | Ek bilgi |
Hasta olduğunuzda ve belirtileriniz durduktan sonraki 48 saat boyunca gıda ile uğraşmamaya veya gıda hazırlamamaya çalışın. Ancak, bundan kaçınılamıyorsa, önce ellerinizi sabun ve suyla yıkayın ve gıda hazırlama sırasında sık sık yıkayın. | |
Kimyasallar unutulmamalıdır | Ek bilgi |
Gıda kaynaklı hastalığa neden olan tek şey mikroorganizmalar değildir. İnsanlar ayrıca aşağıdakileri içeren zehirli kimyasallardan da hastalanır: | “Zehirlenme”, kimyasal kontaminasyon sonucu oluşan hastalığı tanımlamak için kullanılan bir terimdir.Bazı “doğal” toksinler (örn. aflatoksin) gıda üzerinde büyüyen küflerden kaynaklanır.Aflatoksinlerin yutulması karaciğer üzerinde kansere yol açabilen zararlı etkilere sahip olabilir. |
Bazı gıda kaynaklı hastalıklar kişiden kişiye bulaşabilir. Bakıcılar, gıda kaynaklı hastalığı olan hastalardan hastalanabilir. | |
GIDA GÜVENLİĞİ İÇİN 5 TEMEL ANAHTAR ÖNERİ AŞAĞIDA VERİLMİŞTİR.
1- TEMİZLİĞE ÖNEM VERİN
Temel bilgi | Neden? |
• Gıda ile uğraşmadan önce ellerinizi yıkayın ve gıda hazırlama sırasında sık sık yıkayın | Çoğu mikroorganizma hastalığa neden olmasa da, tehlikeli mikroorganizmalar toprakta, suda, hayvanlarda ve insanlarda yaygın olarak bulunur. Bu mikroorganizmalar ellerde, temizlik bezlerinde ve mutfak eşyalarında, özellikle kesme tahtalarında taşınır ve en ufak bir temas onları gıdaya aktararak gıda kaynaklı hastalıklara neden olabilir. |
Bazı öneriler
Bir şeyin temiz görünmesi, temiz olduğu anlamına gelmez. 250 ml suyun bulanık görünmesi için 2,5 milyardan fazla bakteri gerekir, ancak bazı durumlarda bir kişiyi hasta etmek için sadece 15-20 patojenik bakteri yeterlidir.
Bölgenizde evde hayvan kesimi yapılıyorsa, aşağıdaki bilgiler çok önemlidir.
Alanı temiz tutun ve gıda hazırlama alanlarından ayırın. Kesimden sonra kıyafetleri değiştirin, elleri ve ekipmanı yıkayın. Hasta hayvanları kesmeyin. Kuş gribi gibi bölgenizde devam eden hastalıkların farkında olun. Bu hastalıklardan kaynaklanan insan sağlığı riskleri, kişisel koruyucu ekipman kullanmak gibi ek kontroller gerektirebilir. Daha fazla bilgi için yerel devlet otoritesine başvurun. Dışkıyı evden uzaklaştırın ve gıda yetiştirme, hazırlama ve depolama alanlarından ayrı tutun. Dışkı maddesiyle kontaminasyonu önlemek için elleri yıkayın. Evcil ve diğer canlı hayvanları gıda yetiştirme, hazırlama ve depolama alanlarından uzak tutun (örn. evcil hayvanlar, kümes hayvanları, evde yetiştirilen hayvanlar).
Kendinizi temiz tutmanın yolu: El yıkama | Ek bilgi |
Eller sıklıkla mikroorganizmaları bir yerden başka bir yere taşır, bu nedenle el yıkamak çok önemlidir. | Gıda endüstrisinde, kişisel hijyeni tartışmak önemlidir. Bu tartışma, eldiven giyme, tırnakları kısa tutma ve temiz giysiler giyme gibi konuları içermelidir. Eldiven kullanılıyorsa, sık sık değiştirilmelidir.İdrar yapmaktan da bahsedilmezse, “Tuvalet” sadece dışkılama olarak anlaşılabilir.Birçok insan ellerini yanlış yıkar. Sabun kullanmazlar veya ellerinin sadece bir kısmını yıkarlar. Eller yıkanırken parmak uçlarına, tırnaklara, başparmaklara, bileklere ve parmak aralarına dikkat edilmelidir.Sıcak su ve sabun kombinasyonu, yağ, bakteri ve kirin temizlenmesine yardımcı olur. Akan su olmadığında elleri yıkamak için musluklu bir kova veya bir kova ve bir sürahi kullanılabilir.Elleri ılık suyla yıkamak en iyisidir, ancak birçok bölgede ılık su bulunmamaktadır. Yıkama için soğuk veya ılık su, sabunla birlikte kullanıldığında kabul edilebilir. |
Tabaklar ve mutfak eşyaları nasıl temizlenir | Ek bilgi |
Genel olarak şunlar yapılmalıdır:· Gıda hazırlarken temizlik yapın, böylece mikroorganizmaların çoğalma şansı olmaz;· Çiğ gıdaya veya ağza temas eden yeme, içme ve pişirme kaplarına özellikle dikkat edin;· Çiğ et veya deniz ürünleri ile temas ettikten sonra kesme tahtalarını ve mutfak eşyalarını dezenfekte edin; ve· Temizlik ekipmanlarını temizleyip kurutmayı unutmayın, çünkü mikroorganizmalar nemli yerlerde hızla çoğalır.Yemekten sonra temizlik için şunlar yapılmalıdır:· Fazla yemek artıklarını çöp kutusuna atın;· Kalan yiyecek ve yağı temizlemek için temiz bir bez veya fırça kullanarak deterjanlı sıcak suda yıkayın;· Temiz sıcak suda durulayın;· Kaynar su veya dezenfektan solüsyonu ile mutfak eşyalarını dezenfekte edin; ve· Tabakları ve pişirme kaplarını havayla kurumaya bırakın veya temiz, kuru bir bezle silin. | “Temizleme” ve “dezenfekte etme” arasında ayrım yapmak önemlidir.“Temizleme”, kir ve yiyecek kırıntılarını fiziksel olarak temizleme işlemidir.“Dezenfekte etme” ise mikropları öldürme veya etkisiz hale getirme işlemidir.Bezler, havlular ve diğer temizlik malzemeleri temiz tutulmalı ve günlük olarak değiştirilmelidir.Süngerler önerilmez.Mikroorganizmaların yayılmasını önlemek için bulaşıkları ve yüzeyleri temizlemek için ayrı bezler kullanın.Dezenfektan solüsyonu hazırlamak için: 750 ml suya 5 ml ev tipi çamaşır suyu karıştırın. Mutfak eşyaları, yüzeyler ve temizlik bezleri için kullanın.Kaynar su da mutfak eşyalarını dezenfekte etmek için kullanılabilir, ancak yanıklara karşı dikkatli olun! |
Gıda hazırlama alanı zararlılardan nasıl korunur | Ek bilgi |
Zararlılar; sıçanlar, fareler, kuşlar, hamamböcekleri, sinekler ve diğer böceklerdir. Evcil hayvanlar (köpekler, kediler, kuşlar vb.) ayaklarında, tüylerinde ve derilerinde mikroorganizmalar ve zararlılar (pireler, keneler vb.) taşırlar.Gıdaları zararlılardan korumak için şunlar yapılmalıdır:· Gıdaları kapalı tutun veya kapalı kaplarda saklayın;· Çöp kutularını kapalı tutun ve çöpü düzenli olarak çıkarın;· Gıda hazırlama alanlarını iyi durumda tutun (duvar çatlaklarını veya deliklerini onarın);· Zararlıları öldürmek için yemler veya böcek ilaçları kullanın (gıdaları kirletmemeye dikkat edin); ve· Evcil hayvanları gıda hazırlama alanlarından uzak tutun. | Zararlılar, zararlı mikroorganizmaları gıdaya ve mutfak yüzeylerine taşıyabilir.Yaygın zararlı örneğini, seçilen hedef bölgedeki yaygın zararlıya bağlı olarak değiştirin.Gıda hazırlama ve depolama alanlarındaki zararlıları yok etme yollarını tartışın.Bazı ülkelerde mutfağın tamamen zararlılardan arındırılmış olmasını sağlamak imkansız olabilir. Bu durumda, yemek pişirmeden önce yüzeyleri ve mutfak eşyalarını temizleyin ve dezenfekte edin.Kediler, gıdayı kirletebilen ve doğmamış bebeklerde ciddi hastalığa neden olabilen bir parazit taşır. Kedileri gıda hazırlama ve depolama alanlarından uzak tutun. |
2- Çiğ ve pişmiş gıdaları ayrı tutun
Temel bilgi | Neden |
· Çiğ et, kümes hayvanları ve deniz ürünlerini diğer gıdalardan ayırın· Çiğ gıdaları işlemek için bıçaklar ve kesme tahtaları gibi ayrı ekipman ve mutfak eşyaları kullanın· Gıdaları, çiğ ve hazır gıdalar arasında teması önlemek için kaplarda saklayın | Çiğ gıdalar, özellikle et, kümes hayvanları ve deniz ürünleri ve bunların suları, gıda hazırlama ve depolama sırasında diğer gıdalara bulaşabilecek tehlikeli mikroorganizmalar içerebilir. |
Ek bilgi
Çiğ ve hazır gıdayı ayrı tutmak mikroorganizmaların bulaşmasını önler.
“Çapraz bulaşma”, mikroorganizmaların çiğ gıdalardan pişmiş gıdalara bulaşmasını tanımlamak için kullanılan bir terimdir.
Çiğ ve hazırlanmış (pişmiş) gıda nasıl ayrı tutulur | Ek Bilgi |
· Alışveriş yaparken, çiğ et, kümes hayvanları ve deniz ürünlerini diğer gıdalardan ayrı tutun.· Buzdolabında, çapraz bulaşmayı önlemek için çiğ et, deniz ürünleri ve kümes hayvanlarını pişmiş veya tüketime hazır gıdaların altında saklayın.· Gıdaları, çiğ ve hazır gıdalar arasında teması önlemek için kapaklı kaplarda saklayın.· Çiğ gıda için kullanılan tabakları yıkayın. Pişmiş gıdalar için temiz bir tabak kullanın. | · Ayırmanın sadece pişirme sırasında değil, kesim işlemleri de dahil olmak üzere gıda hazırlamanın tüm aşamalarında gerçekleşmesi gerektiğini vurgulayın.· Çiğ eti marine etmek için kullanılan sıvılar, et pişirildiğinde ve tüketime hazır olduğunda üzerine dökülmemelidir. |
3- İyice pişirin
Temel bilgi | Neden |
· Gıdaları, özellikle et, kümes hayvanları, yumurta ve deniz ürünlerini iyice pişirin· Çorba ve güveç gibi gıdaları, 70 °C’ye ulaştıklarından emin olmak için kaynama noktasına getirin. Et ve kümes hayvanları için, sularının berrak olduğundan, pembe olmadığından emin olun. İdeal olarak, bir termometre kullanın· Pişmiş gıdaları iyice yeniden ısıtın | Uygun pişirme, neredeyse tüm tehlikeli mikroorganizmaları öldürebilir. Çalışmalar, gıdaları 70 °C sıcaklığa kadar pişirmenin tüketim için güvenli olmasını sağlamaya yardımcı olabileceğini göstermiştir. Özel dikkat gerektiren gıdalar arasında kıyma, rulo rostolar, büyük et parçaları ve bütün kümes hayvanları bulunur. |
Mikrodalga fırında güvenli pişirme
Mikrodalga fırınları eşit olmayan şekilde pişirebilir ve tehlikeli bakterilerin hayatta kalabileceği soğuk noktalar bırakabilir. Mikrodalgada pişirilen gıdanın her yerinde güvenli sıcaklıkta olduğundan emin olun.
Bazı plastik kaplar ısıtıldığında toksik kimyasallar salar ve gıdayı ısıtmak için mikrodalgada kullanılmamalıdır.
Gıdalar nasıl iyice pişirilir | Ek bilgi |
Gıdanın yenmesi güvenli olmasını sağlamak için ulaşması gereken sıcaklık 70 °C’dir. 70 °C sıcaklık, yüksek konsantrasyonlardaki mikroorganizmaları bile 30 saniye içinde öldürür.Gıdaların 70 °C’ye ulaştığını kontrol etmek için termometre kullanın.Bazı izleyicilerin termometre kullanımı konusunda eğitilmesi gerekecektir. Kullanım talimatları aşağıdaki gibidir.Termometreyi etin en kalın kısmının ortasına yerleştirin.Termometrenin kemiğe veya kabın kenarına değmediğinden emin olun.Çiğ ve pişmiş gıda arasında çapraz bulaşmayı önlemek için termometrenin her kullanımdan sonra temizlendiğinden ve dezenfekte edildiğinden emin olun.Termometre mevcut değilse:Kümes hayvanlarını, suları berraklaşana ve içi pembe olmayana kadar pişirin;Yumurta ve deniz ürünlerini her yeri sıcak olana kadar pişirin; veÇorba ve güveç gibi sıvı bazlı gıdaları kaynama noktasına getirin ve en az 1 dakika kaynamaya devam edin. | Bozulmamış bir et parçasının merkezi genellikle sterildir. Çoğu bakteri dış yüzeydedir. Ortası kırmızı olan bozulmamış et parçalarını (örn. rosto sığır eti) yemek genellikle tehlikeli değildir. Ancak kıyma, rulo rostolar veya kümes hayvanlarında, bakteriler hem dışarıda hem de merkezde bulunabilir.Belirli gıdalardaki mikroorganizmaları öldürmek için daha düşük pişirme sıcaklıkları kullanılabilir. Daha düşük sıcaklıklarda daha fazla pişirme süresi gerekir.Pişmiş gıdaları her yeri sıcak olana kadar yeniden ısıtın |
4- Yiyeceklerinizi doğru ısıda saklayın
Temel bilgi | Neden |
· Pişmiş gıdaları oda sıcaklığında 2 saatten fazla bekletmeyin· Tüm pişmiş ve bozulabilir gıdaları derhal buzdolabına kaldırın (tercihen 5 °C’nin altında)· Pişmiş gıdaları servis öncesinde sıcak (60 °C’nin üzerinde) tutun· Gıdaları buzdolabında bile çok uzun süre saklamayın· Dondurulmuş gıdaları oda sıcaklığında çözdürmeyin | Mikroorganizmalar gıda oda sıcaklığında saklanırsa çok hızlı çoğalabilir.Gıdaları 5 °C’nin altında veya 60 °C’nin üzerinde tutarak mikroorganizmaların çoğalması yavaşlatılır veya durdurulur.Bazı tehlikeli mikroorganizmalar 5 °C’nin altında da çoğalır. |
Mikrodalgada Gıdaları Güvenle Çözdürme
Mikrodalga fırınlar gıdaları çözdürmek için kullanılabilir, ancak mikroorganizmaların çoğalabileceği sıcak noktalar bırakabilir. Mikrodalgada çözdürülen gıdalar derhal pişirilmelidir.
Gıda için güvenli sıcaklıklar nelerdir | Ek Bilgi |
Tehlike bölgesi, mikroorganizmaların çok hızlı çoğaldığı 5 °C ila 60 °C arasındaki sıcaklık aralığıdır.Buzdolabında saklama, bakteri üremesini yavaşlatır. Ancak, gıda buzdolabında veya dondurucuda saklansa bile mikroorganizmalar çoğalabilir. | Mikroorganizmalar çok sıcak veya çok soğukta çoğalamaz. Gıdaları soğutmak veya dondurmak mikroorganizmaları öldürmez, ancak çoğalmalarını sınırlar.Normalde mikroorganizmalar daha yüksek sıcaklıklarda daha hızlı çoğalır. Ancak sıcaklıklar 50 °C’ye ulaştığında çoğu mikroorganizma çoğalmaz. |
Gıda güvenli sıcaklıklarda nasıl saklanır | Ek Bilgi |
· Kalan yemekleri derhal soğutun ve saklayın.· Kalan yemek miktarını azaltmak için gıdayı küçük miktarlarda hazırlayın.· Kalan yemekler buzdolabında 3 günden fazla saklanmamalı ve birden fazla yeniden ısıtılmamalıdır.· Gıdaları buzdolabında veya başka serin bir yerde çözdürün. | Kalan yemekler şu şekilde hızlıca soğutulabilir: yemeği açık tepsilere koymak; büyük et parçalarını daha küçük parçalara dilimlemek; yemeği serin, temiz bir kaba koymak; veya çorbalar için düzenli olarak karıştırmak.Ne kadar süredir saklandıklarını belirtmek için kalan yemekleri etiketleyin. |
5- Temiz su, temiz malzeme kullanın
Temel bilgi | Neden |
· Güvenli su kullanın veya güvenli hale getirmek için işlemden geçirin· Taze ve sağlıklı gıdalar seçin· Pastörize süt gibi güvenlik için işlemden geçirilmiş gıdaları tercih edin· Meyve ve sebzeleri, özellikle çiğ tüketilecekse yıkayın· Son kullanma tarihi geçmiş gıdaları kullanmayın | Su ve buz da dahil olmak üzere ham maddeler, tehlikeli mikroorganizmalar ve kimyasallarla kontamine olabilir. Hasarlı ve küflü gıdalarda toksik kimyasallar oluşabilir. Ham maddelerin seçiminde dikkatli olmak ve yıkama ve soyma gibi basit önlemler riski azaltabilir. |
“Güvenli”, su ve gıdanın hastalık ve/veya rahatsızlığa neden olabilecek seviyelerde tehlikeli mikroorganizmalar ve toksik kimyasallardan arınmış olduğu anlamına gelir.
Güvenli su nedir | Ek Bilgi |
Nehirlerden ve kanallardan arıtılmamış su, ishale, tifo veya dizanteriye neden olabilen parazitler ve patojenler içerir. Nehirlerden ve kanallardan arıtılmamış su güvenli değildir!Temiz tanklarda toplanan yağmur suyu, tanklar kuşlardan veya diğer hayvanlardan kaynaklanan kontaminasyondan korunduğu sürece güvenlidir. Güvenli su şunlar için gereklidir:· Meyve ve sebzeleri yıkamak;· Gıdaya eklemek;· İçecek hazırlamak;· Buz yapmak;· Pişirme ve yemek kaplarını temizlemek; ve· Elleri yıkamak. | Kaynatma, klorlama ve filtrasyon, mikrobiyal patojenleri etkisiz hale getirmek için önemli yöntemlerdir, ancak zararlı kimyasalları uzaklaştırmazlar.Su dezenfeksiyonu için:· Şiddetli kaynama derecesine getirin;· 1 litre suya 3 – 5 damla klor ekleyin; veya· Uygun filtre ile patojenleri fiziksel olarak uzaklaştırın.Tankların ve diğer kapların ağ ile kapatılması, dang humması sivrisinek vektörlerinin üremesini önler. |
Güvenli ham maddeler nasıl seçilir | Ek Bilgi |
Gıda alırken veya kullanırken:· Taze ve sağlıklı gıdalar seçin;· Hasarlı veya çürümekte olan gıdalardan kaçının;· Pastörize süt veya ışınlanmış et gibi güvenlik için işlemden geçirilmiş gıdaları tercih edin;· Meyve ve sebzeleri, özellikle çiğ tüketilecekse, güvenli su ile yıkayın;· Son kullanma tarihi geçmiş gıdaları kullanmayın;· Ezilmiş, şişmiş veya oksitlenmiş (paslanmış) kutuları atın; ve· Tüketime hazır, pişmiş veya bozulabilir gıdalardan doğru şekilde saklanmış olanları seçin (ya sıcak ya da soğuk, ancak tehlike bölgesinde değil). | Uygun şekilde hazırlanmamış konserve gıdalarda bakteriler çoğalabilir.Taze meyve ve sebzeler, önemli bir patojen ve kimyasal kontaminant kaynağı olarak tanımlanmıştır. Bu nedenle, tüm meyve ve sebzeleri yemeden önce temiz ve güvenli su ile yıkamak çok önemlidir.Meyve veya sebzelerin hasarlı veya ezik bölgelerini kesin – bakteriler bu yerlerde kolayca çoğalabilir.Gıda ürünlerindeki son kullanma tarihine dikkat edin ve tarih geçtiğinde gıdayı atın. |
BESİNLERİN HAZIRLANMASINDA GÜNCEL BAZI ÖNERİLER:
Güncel yaklaşımda gıda güvenliği sadece “mutfakta hijyen” değildir. WHO artık bunu tarladan sofraya ve risk temelli yönetim çerçevesinde ele alır. Yani insan, hayvan, çevre, su, üretim, taşınma, satış ve ev içi hazırlık bir bütün olarak düşünülür.
Bu nedenle 5 anahtara ek olarak şu 5 modern ilke eklenmelidir:
İlke A: Risk temelli düşün
Her gıda aynı riskte değildir. Çiğ et, çiğ yumurta, pastörize olmayan süt ürünleri, iyi yıkanmamış çiğ sebze-meyve, açıkta satılan hazır yiyecekler ve uzun süre oda ısısında beklemiş yemekler daha risklidir. Kırılgan hastalarda risk toleransı daha düşüktür. WHO ve Codex, esnek ama risk temelli kontrol sistemlerini vurgular.
İlke B: Zincirin her basamağını düşün
Sorun sadece ev mutfağında başlamaz. Su kalitesi, tedarikçi güvenilirliği, soğuk zincir, paketleme, taşıma ve depolama da güvenliğin parçasıdır. WHO bunu üretimden tüketime kadar tüm zincirin sorumluluğu olarak tanımlar.
İlke C: Olay hazırlığı yap
2024 Dünya Gıda Güvenliği Günü teması “beklenmeyene hazırlık” idi. Kurumlar ve klinikler, olası gıda zehirlenmesi kümelenmelerinde ne yapılacağını önceden tanımlamalıdır: şüpheli yemeği ayırma, tüketimi durdurma, hasta listesi çıkarma, semptom takibi, yetkili birime bildirme.
İlke D: HACCP mantığını günlük pratiğe indir
Codex Genel Gıda Hijyeni İlkeleri, iyi hijyen uygulamaları ile birlikte HACCP yaklaşımını temel alır. Bu, hangi adımın kritik kontrol noktası olduğunu sistematik düşünmeyi kolaylaştırır. Küçük mutfaklarda bile basit HACCP mantığı uygulanabilir: “en riskli basamak neresi, ne izleyeceğim, sapma olursa ne yapacağım?”
İlke E: Yeni tehditleri unutma
WHO güncel çerçevede yeni teknolojiler, küresel ticaret, iklim değişikliği, çevresel kirlenme ve gıda acillerine yanıt altyapısını da vurgular. Eğitimlerde “eski kurallar yetmez, sistem ve hazırlık da gerekir” mesajı verilmelidir.
HACCP (Hazard Analysis and Critical Control Points)
Tehlike Analizi ve Kritik Kontrol Noktaları
Kurumsal mutfakta 5 anahtar tek başına öğretilir; ama arka planda şu mini-HACCP kullanılır:
Kritik basamak 1: Kabul
Gelen ürün taze mi, ambalaj sağlam mı, soğuk zincir bozulmuş mu, son kullanma tarihi uygun mu? Güvenli olmayan ürün alınmaz. Bu, “güvenli hammadde” anahtarının sistem versiyonudur.
Kritik basamak 2: Depolama
Çiğ ürünler altta, pişmiş/hazır ürünler üstte; soğuk ürünler uygun ısıda; kuru ürünler kuru ve temiz ortamda. Çapraz bulaş önlenir.
Kritik basamak 3: Hazırlık
Personel el hijyeni uygular; çiğ ve pişmiş için ayrı alan/alet kullanılır. Bez, sünger, kesme tahtası ve yüzey hijyeni izlenir.
Kritik basamak 4: Pişirme
Hedef: iç sıcaklık en az 70°C. Ulaşılmadıysa servis edilmez.
Kritik basamak 5: Bekletme/servis
Sıcak yiyecek >60°C, soğuk yiyecek <5°C. Oda ısısında bekleme 2 saati geçmez.
Kritik basamak 6: Artan yemek
2 saat içinde soğut, uygun sakla, yeniden ısıtırken tam ısıt. Uygun değilse at.
BÜTÜN BU BİLGİLERDEN SONRA ŞUNLARI DA ÖNEMLE/TEKRAREN VURGULAMAK İSTİYORUM.
El hijyeni bütün bunların en başında gelmektedir. Eller çok iyi yıkanmalıdır.***
Her besin grubu yukarıda anlatılan şekilde HİJYENİK şekilde hazırlanmalıdır.
Her hastanın hastalığı nötropenik durumu, sosyal-ekonomik şartları, hijyen durumu, temiz su erişimi kendine özeldir. Uygun şartlar oluşturulmalıdır. Eğer uygun hijyen şartları oluşturulamıyorsa nötropenik diyet uygulanabilir.
Çalışmalardan çıkarımlarıma göre derin nötropenik durum için belirsizlik olabilir (yani nötrofil sayısı 200/500 altındaki hastalar için). Kök hücre nakil hastaları için güncel EBMT 2024 kitabında beslenme bölümünde, nötropenik diyetin incelendiği sayfa 215’te bu konuda şöyle denilmiştir: “There is no standardized protocol, and variations amongst centres, contradictions even, are high. Yet, there is no proof of efficacy in preventing infections or death. In line with most current publications, we recommend safe food handling and strict hand hygiene as proposed by the FDA or the EC over a neutropenic diet.” “Standartlaştırılmış bir protokol bulunmamaktadır ve merkezler arasında farklılıklar, hatta çelişkiler bile yüksektir. Yine de enfeksiyonları veya ölümleri önlemede etkili olduğuna dair hiçbir kanıt yoktur. Güncel yayınların çoğuna paralel olarak, nötropenik bir diyet yerine FDA veya AB tarafından önerilen güvenli gıda işleme ve sıkı el hijyenini tavsiye ediyoruz.” Kök hücre nakil hastaları için güncel EBMT 2024 kitabında nötrofil sayısı 200 altındaki hastalar içinde güvenli gıda işleme ve sıkı el hijyeni tavsiye edilmiştir.
Benim bu derin nötropenik hasta grubu için yine de çekincelerim var. Zaten merkezler arasındaki farklı yaklaşımlara da dikkat çekilmekte. Hastanızın nötrofil sayısının çok çok düşük olduğu dönemlerde riskli besinlerden kaçınmak faydalı olabilir.
Avrupa’da önemli bir çocuk onkoloji merkezindeki kanser diyetisyenine nötropenik diyet konusunu ve çiğ sebzeleri nasıl önerdiklerini sorma fırsatım oldu. “Enfeksiyon riskini azalttığına dair sağlam kanıt bulunmadığı ve beslenme durumunu tehlikeye atan çok katı bir diyet olduğu için, katı nötropenik diyetleri önermediklerini” belirtti. Çiğ meyve sebzeler konusunda, “rehberlere uygun şekilde yıkanmasını önerdiklerini” ve “hasta derin nötropenik dönemde ise gıda temizlik ürünleri (örn. Amukina) kullandıklarını” belirtmişti.
Yukarıda özetlediğim “WHO five keys to safer food manuel” de çiğ besinlerin iyi yıkanmasını öneriliyor ancak ayrıca bir gıda temizlik ürünü kullanılması belirtilmemiş. Pratikte; öncelikle su ile çok iyi yıkanmalıdır, çiğ sebzeler hazırlanırken sirkeli su kullanılabilir. Ancak ne kadar temizlediği ile ilgili standart veriler yetersizdir. Marketlerde meyve-sebze yıkama solusyonları mevcut. Bunlar kullanılabilinir.
Benim yıllar içerisinde anladığım öğrendiğim ve tecrübe ettiğim uygulamalar ve son yıllardaki nötropenik diyet üzerine yapılan değerlendirmeler özetle bu şekilde. Farklı merkezlerin, Hocalarımızın farklı uygulamaları olabilmekte. Hepsi içinde bilimsel dayanaklar ve açıklamalar yapılabilir. Zaten 50-60 yıldır önerilen uygulama nötropenik diyet idi. Burada sorumluluk siz ailelerimize ait aslında. Kendiniz hijyen konusunda yeterli ve azami dikkati göstererek yavrunuzu en iyi ve çeşitli şekilde beslemelisiniz.
Toplu beslenme yerlerinde (hastane, restoran, otel …) ya da herhangi bir yer ve zamanda (evinizde dahi), yukarıda önerilen temizlik ve hijyen kurallarına uyulamıyorsa, menü içeriği konusunda endişeleriniz varsa; hijyenden ve besin güvenliğinden endişe ettiğinizde; nötropenik diyete uygun şekilde sağlıklı besinlerin tercih edilmesi daha güvenli olacaktır ve tarafımca önerilmektedir.
Beslenmenin tedavi başarısını etkileyen önemli bir faktör olduğunu her zaman hatırlamalısınız.